İSLAM İÇİN BİRLEŞMEYE VAR MISINIZ?

JavaFILE

iSLAMBiRLiĞi

ŞİMDİ BİRLİK OLMA ZAMANI...
ŞİMDİ BİRLİK OLMA ZAMANI...

free counter
Free Web Counters
free counter
TÜM MÜSLÜMANLAR EL ELE...
TÜM MÜSLÜMANLAR EL ELE...

Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve hergün biri kesilse,dinsizlere ve doğru yoldan sapanlara silahımı teslim edip Vatan,Millet ve İslamiyete hiyanet etmem.Kuran hakikatlerine feda olan bu başımı zalimlere eğmem... - Blogcu


Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve hergün biri kesilse,dinsizlere ve doğru yoldan sapanlara silahımı teslim edip Vatan,Millet ve İslamiyete hiyanet etmem.Kuran hakikatlerine feda olan bu başımı zalimlere eğmem...

16/5/2008 - İSLAM BİRLİĞİ MÜJDESİ

İSLAM BİRLİĞİ MÜJDESİ

Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, 1911 senesinde Şam’daki Cami-i Emevi'de verdiği ünlü hutbesinde şöyle demişti: “Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.” (Hutbe-i Şamiye, s. 90)

Bediüzzaman'ın bunu söylediği devirde, büyük Osmanlı imparatorluğu yıkılmak üzereydi. Yıkıldığında, içinden onlarca farklı devlet çıktı ve bunların büyük bölümü Batılı güçlerin sömürgeleri haline geldiler. Osmanlı yönetimi altında asırlarca huzur ve barış bulmuş olan Ortadoğu, İsrail'in de bölgeye girmesiyle, tam bir kaos ve çatışma diyarı haline geldi. Aralarında hiç bir zaman anlaşamayan ve giderek farklı siyasi kamplara ayrılan İslam ülkeleri, bu parçalanmışlığın acı sonuçlarını 20. yüzyılda yaşadılar.

Kısacası Bediüzzaman, Müslümanların siyasi, ekonomik ve kültürel sorunlarının, birlik yokluğundan kaynaklandığını görmüş ve gelişen olaylar da onu doğrulamıştı.

Ancak Bediüzzaman, Müslümanların içine düştükleri durumun bir "fetret devri" olduğunu ve yakında biteceğini de görüyordu. İmanın ona kazandırdığı basiretle, tüm Müslümanlara müjde vermişti: "Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür seda, İslamın sedası olacaktır..."

Tüm Müslümanlara müjdelemek isteriz ki, Üstad'ın haber verdiği o istikbal artık çok yaklaşmıştır. Bugün hem İslam dünyanın "en gür sedası" olma yolundadır; hem de onun en büyük vazife olarak gösterdiği "ittihad-ı İslam", yani İslam Birliği, yaklaşmaktadır.

İslam Dünyasının Durumu

Bugün İslam dünyasının durumu değerlendirildiğinde ilk dikkati çekecek özelliklerden birisi, Müslümanların kendi aralarındaki parçalanmışlığı olacaktır. Kimi İslam ülkeleri arasında derin anlaşmazlık ve ihtilaflar vardır. Hatta yakın geçmişte, İran-Irak Savaşı, Irak'ın Kuveyt'i işgali, Pakistan-Bangladeş Savaşı gibi Müslüman ülkeler arasında geçen savaşlar yaşanmıştır. Müslüman ülkelerde çoğunlukla etnik ve siyasi sorunlar nedeniyle yaşanan iç savaş ve çatışmalar da -örneğin Afganistan'da, Yemen'de, Lübnan'da, Irak'ta veya Cezayir'de olduğu gibi- İslam dünyasının, olması gerektiği gibi olmadığını göstermektedir. Öte yandan İslam dünyasının dört bir yanında birbirinden son derece farklı dini yorumlar, görüşler ve modeller hakimdir. Neyin gerçekten İslam'a uygun neyin de aykırı olduğunu belirleyecek, bu konuda dünya Müslümanlarının geneline yön verecek, onları uzlaştırabilecek merkezi bir otorite yoktur. Katoliklerin Vatikan'ı, Ortodoks Hıristiyanların Patrikhaneleri vardır, ama İslam dünyasında dini bir birlik ve merkez bulunmamaktadır.
Oysa İslam ahlakının özünde birlik vardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in vefatının ardından, İslam dünyası hep Hilafet makamı tarafından yönlendirilmiş, bu makam Müslümanların dini konulardaki yol göstericisi olmuştur.

 

Günümüzde de İslam dünyasının tümüne yol gösterecek çağdaş bir merkezi otorite kurulabilir. Avrupa Birliği'ne benzer bir biçimde, demokratik esaslara ve hukukun üstünlüğü prensibine dayanan merkezi bir İslami otoritenin ve bir İslam Birliği'nin kurulması İslam dünyasının mevcut sorunlarının giderilmesinde çok önemli bir adım olacaktır.

Eğer bundan 20, 30, 40 veya 50 yıl öncesinde olsaydık, o zaman böyle bir "İslam Birliği"nden söz etmek çok daha zor olurdu. Çünkü ne dünyanın ne de İslam dünyasının durumu, böyle bir birliğin oluşması için gerekli şartları taşımıyordu. Aksine, böyle bir birliğin kurulmasına engel olabilecek pek çok şart vardı. Ancak dünya, 1980'lerden itibaren bir dizi değişim geçirdi ve bunlar bir İslam Birliği'nden söz etmeyi ve bunun kurulması için çalışmayı mümkün kıldı.

                                                                                                                 HARUN YAHYA

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/6/2007 - İSLAM BİRLİĞİNE ÇAĞRI

 

 

 

İSLAM BİRLİĞİ'NE ÇAĞRI

20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması, İslam dünyasının 20. yüzyıldaki konumunu belirleyen önemli bir etkendi. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntıları arasından onlarca farklı devlet ve halk çıktı. Ancak hemen hiçbiri, Osmanlı dönemindeki huzur ve istikrara bir daha kavuşamadı.

 

21. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde dünyanın pek çok bölgesinde çözüm bekleyen sorunlar, üzerinde uzlaşma sağlanması gereken çeşitli anlaşmazlıklar halen devam ediyor. 20. yüzyılın başında bozulan dengelerin tam anlamıyla yeniden kurulamamış olması, çoğunluğu İslam dünyası içinde yer alan çeşitli hassas alanlar ve bölgeler oluşturmuş durumda. Bu sorunların bir kısmı üzerinde geçici mutabakat sağlandı, bazı bölgelerde ise sıcak çatışmalar veya gerginlikler sürüyor.

Günümüzde çözüm bekleyen konuların önemli bir kısmı, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı toprakları (Filistin, Keşmir gibi) doğrudan ilgilendirmektedir. Bunun yanı sıra, son dönemde sesleri gittikçe yükselen "medeniyetler arası çatışma" savunucularının Müslümanları itham eden propagandaları nedeniyle, İslam dünyası, çeşitli çevreler tarafından hedef gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu da gereksiz ve suni bir gerginliğin doğmasına, tedirginliğin artmasına neden olmaktadır. Tüm bunlar, Müslümanların 21. yüzyılda nasıl bir strateji izlemeleri gerektiği sorusunu bir kez daha gündeme getirmektedir.

 

Bu stratejinin doğru belirlenebilmesi için, öncelikle İslam dünyasının bugün içinde bulunduğu durumu iyi anlamak gerekmektedir. Yapılacak doğru tespitler, belirlenecek stratejinin temel dayanak noktasını oluşturacak, alınacak kararların isabetli olmasını sağlayacaktır.


Üç büyük İslam İmparatorluğu'nun, Safevilerin, Mogulların ve Osmanlıların sınırlarını gösteren harita.

İslam uygarlığı, Osmanlılar, Safeviler ve Mogullar gibi üç büyük imparatorluk tarafından temsil edildiği 16. ve 17. yüzyılda, Asya, Afrika ve Avrupa'nın egemen gücüydü. Hindistan'da Mogul İmparatorluğu vardı. İran ve çevresinde Safevi Devleti hüküm sürüyordu. Üçüncü ve en büyük imparatorluk ise, tüm Balkan Yarımadasını, Anadolu'yu, Mezopotamya'yı, Arap Yarımadasını ve Kuzey Afrika'yı yöneten büyük Osmanlı Devleti'ydi.

 Ancak bu İslami egemenlik giderek küçüldü ve zayıfladı. İlk olarak 18. yüzyılda Mogul İmparatorluğu yıkıldı. Bu, Güney Asya Müslümanları için yeni bir dönemin başlangıcı oldu; Hindistan alt kıtası İngiliz Sömürge Yönetimi'nin hakimiyetine girdi. Hindiçini olarak bilinen bölge de Fransızlar tarafından sömürgeleştirildi. Safevi İmparatorluğu'nun halefi olan Kaçar Hanedanı 1920'lere kadar varlığını devam ettirdi, ancak otoritesini ve etkinliğini çoktan yitirmişti. Zaman içinde İngiltere ve Rusya'nın hakimiyetine girdi. Bu arada Osmanlı İmparatorluğu da ardı ardına gelen toprak kayıplarıyla birlikte gittikçe zayıflamıştı. 600 yıl boyunca, İslam dünyasının en geniş ve en etkili devlet sistemini oluşturan Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı ile birlikte tamamen yıkıldı.

 

Osmanlı'nın yıkılması başta Ortadoğu ve Arap Yarımadasının bazı bölgeleri olmak üzere, İslam coğrafyasında tarihi değişikliklerin yaşanmasına neden oldu. Bölgeye yabancı olan güçler tarafından kurulan ulus-devletler, bu topraklarda 20. yüzyıl boyunca devam edecek olan huzursuzlukların ve gerilimin temel nedeni oldu. Köklü bir medeniyetin kurucusu olan İslam dünyasında, içe kapanma süreci başladı. Sadece Ortadoğu'da değil, Kuzey Afrika'da, Güney Asya'da Müslümanlar sömürgeci güçler tarafından ezildi. Bu ülkelerin büyük çoğunluğu ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında bağımsızlıklarını kazanabildiler. Bağımsızlıklarını kazanma süreçleri de Cezayir gibi pek çok ülkede, çok kanlı oldu. Milyonlarca masum insan hayatını kaybetti, pek çoğu uygulanan işkence ve zulüm nedeniyle sakat kaldı. Bu bölgelerde, sömürgeci güçlerin çekilmesinin ardından da huzur ve güvenlik tam anlamı ile sağlanamadı. Kısaca, 20. yüzyıl İslam dünyasının çoğunluğu için, çatışmalarla, kavgalarla, yokluk ve yoksullukla geçen bir yüzyıl oldu.

Ancak İslam dünyası her zaman bu konumda değildi.

Aksine, geçtiğimiz iki bin yılın tarihi incelendiğinde, ortaya günümüzden çok daha farklı bir tablo çıkmaktadır: İnsanlık tarihindeki en büyük kültürel ve bilimsel yükseliş, İslam'la gerçekleşmiştir. Batı dünyası henüz karanlık içindeyken, Müslümanlar dünyanın en göz kamaştırıcı medeniyetini kurmuş, İslam ahlakı dünyayı aydınlatan ışık olmuştur.

                                                                        www.islambirligi.org

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/7/2006 - Güzellik ve Kolaylık İslam'dadır

Güzellik ve Kolaylık İslam'dadır
Güzellik ve Kolaylık İslam'dadırGünümüzde insanların çoğu din ahlakından uzak bir yaşam sürmektedirler. Bazı insanlar dine bir ön yargıyla baktıkları için de, din ahlakını yaşamaktan korkmaktadırlar. Dindar insan denince pek çok insanın aklına yobaz, insanlarla olan diyaloglarından, sanattan, estetikten, sosyal hayattan elini ayağını çekmiş insanlar gelir. Hatta din ahlakını yaşamaya başlayan insanların tüm güzelliklerden mahrum olacakları gibi bir inanış da oldukça yaygındır. İnsanların birçoğu günlük hayatın koşuşturmalarıyla Kuran ahlakının aynı anda yaşanamayacağına inandırmıştır kendini. Bazı insanlar ise din ahlakını yaşlandıklarında yaşayacaklarını düşünerek, yapmaları gerekenleri ertelerler. Bunun en önemli sebebi insanların çoğunluğunun da kendileri gibi düşünüyor olmasıdır.

Aslında insanların böyle yanlış düşünmelerinin temelinde Kuran’ı tam olarak bilmemeleri ve gerçek dinle hurafeleri karıştırmaları yatmaktadır. Allah insanları din fıtratına göre yaratmıştır. İnsanları yaratan da dini yaratan da Allah’tır. İnsan dünyada tam anlamıyla din ahlakını yaşar ve uygularsa tam bir huzur içinde yaşamış olur. Kuran’da insanların din ahlakını kolaylıkla uygulayabilecekleri şu ayetle bildirilmektedir:

"…O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dininde olduğu gibi." (Hac Suresi, 8)

Kuran ahlakını yaşamak son derece kolaydır çünkü dinin özünde güzel ahlaklı olmak vardır. Güzel ahlak, dürüstlük, samimiyet, şefkat, merhamet ve güzel söz de insanların en çok hoşlandıkları şeylerdir. İnsanların güzel ahlak göstermesi ancak vicdanlarını dinleyerek olur. Vicdanlarını dinlemeyen insanlar ise sadakatsiz, vicdansız, samimiyetsiz, yalancı ve ikiyüzlü insanlardır.

Din ahlakını yaşamak insanı sosyal hayattan, güzellikten, sanattan ve estetikten alıkoymaz, aksine insana daha çok zevk verir. Vicdanları mutmain olan müminler, vicdanlarında hiçbir sıkıntı hissetmemenin rahatlığıyla hoşsohbet, neşeli ve dışadönük insanlar olurlar. Her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunun bilinciyle davrandıklarından, sahip olduklarını kaybetme konusunda endişeye ve tevekkülsüzlüğe kapılmazlar. Bu da, onların nimetlerden daha fazla zevk almalarını sağlar.

Bediüzzaman Said Nursi de Şualar isimli eserinde insanların kolay ve güzel bir yaşama ancak samimi olarak din ahlakını yaşadıklarında kavuşabileceklerini şu sözlerle dile getirmektedir:

“İman ve tevhid yolu, gayet kısa ve doğru ve müstakim ve kolaydır. Ve küfür ve inkâr yolları gayet uzun ve müşkilâtlı ve tehlikelidir. Demek bu istikametli ve hikmetli ve herşeyde en kısa ve kolay yolda sevkedilen bu kâinatta, elbette şirk ve küfrün hakikatları olamaz ve îman ve tevhidin hakikatları, bu kâinata güneş gibi lâzım ve vâcibdir. Hem ahlâk-ı insaniyede en rahat, en faydalı, en kısa, en selâmetli yol ise sırat-ı müstakimde, istikamettedir.” (Şualar Sf.490)

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/7/2006 - UYAN EY MÜSLÜMAN !!!

Sahip çıkıyoruz...
Görüyoruz...
Biliyoruz...

AMERİKAN EMPERYALİST DEVLETİ'Nİ VE KANA DOYMAYAN İSRAİL DEVLETİ 'Nİ KINIYORUZ!!!

Haydi sen de katıl, sen de yayınla....

TEK YÜREKTEN YÜKSELSİN SESİMİZ!


Tepkiler için İsrail Ankara büyükelçiliği web adresi
http://ankara.mfa.gov.il/

 

UNUTMAYIN !!! DÜNYADAKİ TÜM MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR..!!!

 

VE KARDEŞLERİMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR....

 

http://www.blogcu.com/neslinursema1 paylaştığı için Allah razı olsun

Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/7/2006 - Öldürdün mü AMERİKA gibi öldüreceksin!!!

"Ağır bombardıman uçakların olacak, koordinatları belirlenmiş hedefleri vuracaksın.

Her gün, başka bir düğün evinde yaşanan mutluluğu paramparça edip, üzerine ölüm saçacaksın.

Çocuklar kurtulacaklar uzun yaşayarak görecekleri dertlerden; hepsini topluca bir mezara dolduracaksın.

Artık, ne geçim sıkıntısı kalacak evlenecek gençlerin, ne de olup biteni anlatacak görgü tanığı; geride kimseyi sağ bırakmayacaksın.


Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Tam teçhizatlı askerlerin olacak; uzun menzilli silahlarla vuracaksın. Hızla giden bir araba, sokakta koşan genç bir adam, slogan atarak yürüyen topluluk, pratik çözümler bulup hepsini havaya uçuracaksın. Çakal sürüsü gibi birlikte gezecek, gece yarısı kapıları kırarak gireceksin içeri. Ani baskın yapacak; masum insanların ellerini arkadan bağlayıp, kafasına çuval geçirecek ve aşağılık cümlelerle konuşacaksın.

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Çikolata rengi gibi bombalar koyacaksın toprağın üstüne.

Çocuklar, kendilerine yakışır bir ölümle ölecekler; oyun oynarken! Kapkara gözlerinde kocaman bir tebessüm. Uçaklar büyük bir gürültüyle üslerine dönecekler.

Akşam, puşt bir ifadeyle kameraların karşısına geçecek ve ölenler için kibarca özür dileyecek bay başkan.

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

İçerisinde köpekler dolaşan hapishanelerin olacak; fotoğrafta, gülümseyerek bakacak kadar eğitimli ve her emre itaat edecek kadar çok köpek. İçeriye alınanlardan bir daha haber çıkmayacak.

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Kahkahalarla fırlattığın bir tek bombayla iki yüz elli bin kişiyi aynı anda öldüreceksin.

On binlerce kadının ırzına geçip, yüz binlerce insanı sakat bırakacaksın.

Dünyanın istediğin her yerinde ölüm mangaları kurup yüz binlerce kişiyi işkenceden geçirecek, bir o kadar kişiyi de gözünü kırpmadan öldüreceksin.

Öldürdün mü ABD gibi, İNGİLTERE gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Yarım milyon çocuğu bir gün içinde katledip, bir o kadar çocuğu da yetim bırakacaksın!

Öldürdün mü ABD gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Kişi başına en az beş bomba düşecek saldırdığın yerlerde. Herkesin ayağını denk alması için vahşeti bütün televizyonlardan seyrettireceksin dünyanın geri kalanına.

Öldürdün mü RUSYA gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Yüz yıldan daha az olmayacak sürgünler; bir nesil yolda doğup, yolda ölecek.

Geniş mezarlar kazacaksın toplu öldürülenler için ama bir kurşuna iki can sığacak kadar küçük olmalı bedenleri. Üzerindeki üniforma gibi yakışmalı öldürmelerin. Adın Moskof mezalimine çıksın senin.

Öldürdün mü İSRAİL gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Gözleri bağlı olacak esirlerin, kafalarını darmadağın ederken katillerinin yüzünü görmeyecek hiçbir esir. Almanya'daki soykırıma karşı çıkacak, bin beterini Filistin'de yapacaksın.

Öldürdün mü İSRAİL gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Duvarın köşesinde babasının kucağına sığınan on iki yaşındaki çocuğun tam göğsüne nişan alacaksın.

Babasının kollarında can çekişirken çocuk, bütün dünyaya göstereceksin ne demekmiş insanca savaş! Buldozerlerle girmelisin evlerin kapılarından, mülteci kamplarına düzenlediğin operasyonla gelmeli ölüm.

Taş atan çocuklar için top atan tanklar bulundurmalısın; ördüğün on beş metrelik duvarın arkasında görünmez nasıl olsa zulmün.

İnsanlık, seni anlayışla karşılayacak!

Öldürdün mü İNGİLİZ gibi öldüreceksin!

Kimsenin gıkı çıkmayacak!

Bir centilmen tarzı içerisinde ve bütün zamanların en kahpe şekliyle, daima arkadan vuracaksın.

Sinsice! Kahpece!

Öldürdün mü işte böyle öldüreceksin!

İşlenecek bir karış toprağı, içecek bir yudum suyu olan her coğrafyanın senin olması için kongre kararları, meclis kararları çıkaracak, oturduğu toprağına içtiği suyuna göz koyduğun insanları zalimce, hunharca ama mutlaka yasal öldüreceksin!"

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/7/2006 - YAPILMASI GEREKEN...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/7/2006 - VAROLMAK İÇİN..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/7/2006 - resimler

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

AMACIMIZA KILIÇLARLA,TÜFEKLERLE DEĞİL SEVGİ,MUHABBET,HOŞGÖRÜ VE SAYGI İLE ULAŞACAĞIZ. BİZ KALPLERDE YERLEŞMİŞ PUTLARI İNANCIMIZLA YIKACAĞIZ,SÖYLEYECEKLERİMİZİ SÖYLEYİP GERİSİNİ SABIRLA BEKLEYEREK, PEYGAMBERİMİZİN UYGULADIĞI HOŞGÖRÜ YAKLAŞIMINI İZLEYEREK KİMSEYİ KIRMADAN,ÜZMEDEN,İNŞALLAH ALTINÇAĞI BAŞLATACAĞIZ

Son Yorumlar

Turk-medyasi-burada-ne-duruyorsunuz-TIKLAYIN

nisandayagmur
mevlana1
ladypembe
hayber
sevdaninrengi38
mutemet123
kalbinur
medinediyari
antisiyonist23
DELALEDILEMIN
dusbahcesi
unzilecekim
zandy
d8
dinimizislam58
Caferi
neslinursema1
gullerinkalbi
enesyasin
aeb23
rindiseyda
suudiden
gullerinkalbi3
agustosyagmuru50
kitabooku
bulaniksu
gullerinkalbi2
yeniirmak
ufukta1cizgi
rindiseyda1
zerirem
fatihzeki
ahsenyar
siargunlugu
elestu
nezaketbolat1
bismihu
hisari
diayka
siyahzambak61
bilalcan60
ehlibeytdavet
sernar
evrenselmesaj
ihya
hasanbeyan
Ademyakub
İSLAMI EN İYİ YAŞAYAN ÜLKE HANGİSİ SİZCE?
TÜRKİYE
İRAN
IRAK
SURİYE
FİLİSTİN
AFGANİSTAN
SUUDİ ARABİSTAN
ENDONEZYA
DİĞER İSLAM ÜLKELERİ


Sonuçlar
Image Hosted by ImageShack.us